
Ben İzmir’de yaşıyorum. 37 yaşındayım, 1.70 boyunda, 68 kilo, kumralım. Söylemesi ayıp ama aletim inmek bilmez. Bu güne kadar fazla sex deneyimim olmamıştı. Anlatacağım her şey tamamen gerçek.
Alsancak’ta Sevinç Pastanesi’nin önünde kız arkadaşımı bekliyordum. Gelmedi. Canım sıkılmıştı. Yan tarafta, benim gibi sarışın bir kadın da saatine bakıp duruyordu. Anlaşılan onun da arkadaşı gelmemişti. Etraftaki herkes buluşup dağılmış, ortada sadece ikimiz kalmıştık. Birbirimizi süzüyorduk ama ikimiz de cesaret edip konuşamıyorduk.
Artık eve gitmeye karar verdiğim anda yanıma geldi.
“Beklemek ne kadar kötü, değil mi?”
“Evet…” dedim, gayriihtiyari.
Oldukça güzeldi. 1.65 boylarında, ince yapılı (sonradan 47 kilo olduğunu öğrendim). Mini bir elbise vardı üzerinde; içinden string’i çıplak gözle belli oluyordu. İçimden bir anda “Keşke sevgilim o olsa” diye geçirdim.
“Sizin arkadaşınız da gelmemiş… Bari bir şeyler içelim,” diye teklif ettim. Kabul etti.
Tanıştık. Adı Sevgi’ydi, 33 yaşındaydı. Çok açık konuşan bir kadındı. Evli olduğunu, netten tanıştığı birini eve götüreceğini, kocasının da onları gizlice izleyeceğini anlattı. Kocasının oldukça yaşlı olduğunu, bypass ameliyatı geçirdiğini ve aletinin artık kalkmadığını… Uzun zamandır sex yapamıyorlarmış.
“Sen bil, ama kocam bilmesin,” diye tembihledikten sonra evlerine gitmeye karar verdik.
Evleri Alsancak’ın nezih bir sokağındaydı. Apartmana yaklaşırken elim ayağım titremeye başladı. Son kattaydılar. Asansöre doğru yürürken onun önümde yürümesini sağladım. Sahane bir vücudu vardı; mini elbisenin altında kalçaları her adımda salınıyordu.
Asansöre biner binmez dudaklarımız birleşti. Çok güzel öpüşüyordu. Ellerim kalçalarına gitti, etegini hafifçe kaldırdım. String’in üzerinden o güzel kıvrımları okşadım. Aletim acayip şişmişti. (Burada yazılanlar gibi devasa değil, 16 cm ama iş görür.) O da aletimi pantolonun üzerinden okşamaya başladı. Kata gelmiştik.
Kapıyı açar açmaz içeri daldık. Sabırsızlanıyorduk. Daha kapının arkasında elbisesini çıkardım. İçinde sadece string vardı; sütyen takmamıştı. İnanılmaz güzellikte, dolgun ve dik göğüsleri… Hemen onları yalamaya, emmeye başladım. Onu duvara dayadım. Yavaşça göğüslerinden göbek çukuruna indim. String’inin üzerinden ne kadar ıslandığı belli oluyordu; ıslaklık kumaştan taşmıştı.
String’in kenarından kaydırıp dilimi kadınlığına dayadım. Yalamaya, emmeye başladım. Birden acayip bir şekilde kasıldı… İnanmazsınız, belki bir bardak su fışkırttı. Titreyerek, nefesi kesik kesik:
“Yeter… Bu kadar. Gerisini haftaya yaparız.”
Beni kapıdan gönderdi. Aletim elimde kalmıştı. Ne yapacağımı şaşırmıştım ama çaresiz, o azgın kadının dediğini yapmak zorunda kaldım ve gittim.
O gece eve dönerken aklımdan tek bir şey geçiyordu: Haftaya…




