Karım ve benim hikayemiz

E
Editör·25 gün önce
0143 minutes read
Karım ve benim hikayemiz

Eylül ayı, serinliğiyle hayatımıza yeniden bir heyecan katmak için biçilmiş kaftandı. Eşim Yeşim'le, o monotonluğun kıyısında bir adım daha atıp sıradanlıktan sıyrılma arzusunu yeniden hissettik. Bu seferki hedefimiz, bize yakın bir komşu şehrin kalabalık ve yabancı sarmalında kaybolmaktı. Sabahın ilk ışıkları henüz ufukta iken, Yeşim kapıdan çıktı. Üzerinde sade bir tunik ve başı örtülüydü; mahremiyetin ve gizemin birleştiği bir görüntüyle arabaya bindi. Arabanın kollarında, şehrin gürültüsünden uzakta, planlarımızı yaptık. Bu seferki rol oyunumuz belliydi: birbirini tanımayan, ilk kez yolları kesişen iki yabancı. O an, Yeşim'in gözlerinde pırılan o meşum ve coşkulu ışığı gördüm.

Cadde ve Kırmızı Halı

İki saatlik bir yolculuğun ardından, şehrin meşhur caddesindeydik. Yeşim, arabada bir dönüşüm geçirmişti. Tuniği ve türbanı, yerini diz altı, beyaz nokta desenli zarif bir elbiseye, altındaki ise siyah desenli tül çorap ve cesur topuklu ayakkabılara bırakmıştı. O, artık evimin Yeşim'i değil, şehrin gizli ve arzulanan kadınıydı. Onu benim için hazırladığı o meşhur caddeye yakın bir kafeye bıraktım. Otuz dakika sonra, ben de oradaydım ama onu bekleyen tek kişi değildi. Yanında, geçmişten bir hayalet gibi beliren eski firma müdürü Enes vardı. Elli beş yaşlarında, bakımlı, kendine güvenen bir adam. Ben arka masada, sessiz bir izleyici olarak oturdum.

Geçmişin Gölgeleri ve Yeni Fısıltılar

Onların sohbeti, eski iş günlerinin hatıralarıyla başladı. Yeşim, Enes'e "Enes Bey" diye hitap ediyor, o ise sohbeti yavaş yavaş samimiyet alanına çekmeye çalışıyordu. Konu, Yeşim'in eski nişanlısı Aykut' geldiğinde, atmosfer biraz daha değişti. Enes'in "Neden evlenmediniz?" sorusu üzerine, Yeşim anlaşamadıklarını ve hala Aykut'la görüşmelerinin devam ettiğini anlatıyordu. Enes, her fırsatta Aykut'un ne kadar şanslı olduğunu vurgulayarak, Yeşim'in hayatındaki varlığına iltifatlar yağdırıyordu. Sohbetleri iki saate yakın sürdü. Öğlen yemeği vakti gelince, Enes, Yeşim'i kaldığı otelin restoranına götürdü. Ben de onların ardında, sessizce takip ettim.

Otel Odasının Gizemi

Restorandaki sohbetleri daha da derinleşmişti. Enes, hislerini artık gizlemeden anlatmaya başlamıştı. Yeşim ise sessizce dinliyor, ama gözlerindeki o pırıl parlıyordu. Enes, "İstersen odaya çıkalım" teklifini getirdiğinde, Yeşim bana mesaj atarak fikrimi sordu. Benim cevabım netti: "Nasıl istiyorsan öyle yap." Yeşim, odaya çıkarken numarayı mesajla attı. Yarım saat sonra ben de odaya çıktım. Kapı hafif aralıktı. İçeriye girdiğimde, yatakta iki beden birbirine dolanmıştı. Yeşim üzerinde siyah desenli sütyen ve dantelli kilotla, Enes'in kollarındaydı. Enes beni görünce şok oldu. "Kim bu?" diye sorduğunda, Yeşim aracılığıyla tanıştırıldık. "Bize katılsın" dedi Yeşim. Enes, tereddütsüz "Olsun" dedi.

Üçlü Bir Dans

O an, üçümüz için de yeni bir başlangıçtı. Ben, Enes'le sevişmeye başlarken, Yeşim'in sütyenini çıkarıp göğüslerini okşadım. Enes, Yeşim'in göğüs uçlarını emerken, ben de onun taze ağda yapılmış amını yalamaya başladım. Her emişimde, Yeşim'in iniltıları artıyor ve Enes'in kafasını göğüsüne daha fazla bastırıyordu. Sonra Enes'le yer değiştik. Ben, Yeşim'in ağzına verirken, o da Enes'in amına girip çıkıyordu. Saatlerce süren bu üçlü dansta, Enes Yeşim'in amını parçalarken, ben de onun ağzına ve götünü aynı anda doldurdum.

Zirve Noktası

Bir müddet sonra mola verdim. Enes ve Yeşim ise doymak bilmiyordu. Enes, deli gibi Yeşim'in amına girip çıkıyordu. Yeşim, göğüslerine boşalılmasından çok hoşlanırdı ve Enes her seferinde göğüslerinin arasına boşalıyordu. Ben de aralarına katıldım ve bu kez ben kalçalarına boşaldım. Sonra üçümüz banyoya girdik ve orada da Yeşim'e sahip olduk. O gece, şehrin gizli köşelerinde, üç bedenin birleştiği unutulmaz bir maceraydı.

Paylaş

İlgili Yazılar